baslik


SAĞLIKTA 101 ALTIN KURAL

(Düzenleyen: Raşit Anaral)

İnsan sağlığı her şeyin başında gelir. Buradaki kurallar, uluslararası metinlerden faydalanılarak güncelleştirilmiş bilgilerdir. Bu kurallar uyguladığında vücut ve ruh sağlığınızda gözle görülür bir iyileşme görülecektir.

Bilgilerin doğruluğunu onaylayan Uzman heyeti:

Prof.Hikmet Akgül…(Onkoloji kürsü başkanı)
Dr.Mehmet Arslan…(Onkoloji uzmanı.)
Dr.Ali çetin ….....      (Genel cerrahi)
Fatma Arslan.......     (Diyetisyen)

Doğal hayattan uzaklaştıkça insan sağlığı daha çok tehlikeye giriyor.
Günümüz insanı örnek alındığında, insan vücudu yaklaşık 120 yıla dayanabilecek yapıda yaratılmıştır. İnsanların erken ölmesine sebep olan olayların çoğu insanların kendi yaşam biçimlerinden kaynaklanmaktadır.

Araştırmacı bilim adamı Dr.Robert Young’ın şu sözlerine dikkat edelim: “Benim teorime göre ortada yalnızca bir rahatsızlık ve bir hastalık var. Bu da kan ve ardındaki dokulardaki aşırı asidikleşmedir. Buna ne sebep oluyor? Yaşam sekli ve yemek seçimleri… Bu nedenle, tüm hastalıklar bizim seçimlerimizin sonucudur. Bunlara yediklerimiz, içtiklerimiz ve düşündüklerimiz sebep oluyor.

SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI

  1. Her sabah aç karnına ılık bir bardak su içiniz. Sabahları bir bardak su içmek, kan dolaşımını olumlu yönde etkiliyor ve tüm vücudumuzu temizleyerek, toksinlerden arındırıyor. Baş ağrısı, vücut ağrıları, kalp çarpıntısı, bronşit, astım, reflü, gastrit, obezite, epilepsi, menenjit, göz hastalıkları, böbrek sancıları, adet sancıları, kulak-burun-boğaz hastalıklarına iyi geliyor.
  2. Bir günde en az sekiz bardak su içiniz. Öğünler arası su içilmesi tercih edilmeli. Suyun içine arada bir, az miktarda limon sıkılmasında fayda var. Su, yaşlılığı önlediği gibi, vücudunuzu tedavi eden en önemli besin kaynaklarının başında gelir. Su, bağışıklık sistemini kanser de dâhil olmak üzere, her türlü hastalıklara karşı güçlendirir. İdrarınızın rengini kontrol edin, eğer sarıysa yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir.
  3. İçtiğiniz suyun kalitesine dikkat etmelisiniz… Su olmadan hayatın olmadığını biliyoruz. Suyun vücutta yaptığı yüzlerce işlemi burada özetlemek mümkün değil.  İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 70’i sudur. Bu oran yaşlandıkça aşağı doğru düşerek yüzde 50’ye kadar iner. Bu yüzden yaşlıların dinç kalmaları ve yaşlanmayı yavaşlatmaları için daha fazla su içmeleri gerekir.
    Şehir suyunu içmek tavsiye edilse bile, kilometrelerce uzunluktaki borularla musluğumuza gelen suyu filtre etmeden içmeyin!...
    Filtre sistemi uzun vadede damacanalardan daha ucuz, daha pratik ve daha güvenilirdir. Ancak, seçilecek filtre sisteminin suyun zararlı partiküllerini, kimyasallarını ve mikroorganizmalarını temizlemesiyle de iş bitmiyor. Burada dikkat edilmesi gereken suyun saf su olması değil, suyun minerallerinin olması ve pH seviyesinin alkali olmasıdır.pH seviyesi sağlığınız için çok önemlidir. pH’ı 7’nin üstünde olan suları tercih etmelisiniz. Vücudumuz 7,35 ve 7,4 arası bir pH’a sahiptir. Bu durum organlarımızın kullanmasına göre değişiklik gösterebilir. Yiyecek ve içeceklerin pH seviyeleri, yedinin altındakiler asidik, yedinin üstündekiler de alkalidir. Yiyeceklerden yeterince alkali beslenme yapamasak bile suyumuzu alkali yaparak sağlığımızı korur ve daha az hasta olabiliriz. Bize hayat veren ve vücudun atıklarını temizleyen suyumuzun organlarımıza ve hücrelerimize kolay girmesi ve nüfuz edebilmesi için suyumuzun 7’nin üzerinde olması, yani alkali olması gerekiyor. Aksi takdirde hücre içindeki atıkları vücut temizlemekte güçlük çekecek ve hastalıklarımız da artacaktır. En doğru seçim, içme suyunuzun pH seviyesinin 7,5’la 8,5 arasında olmasıdır.
  4. Sabahları proteinli büyük bir sabah kahvaltısı yapınız. Kahvaltıda lifli gıdalar da bulundurun. Lifli gıdaların sağlığımız için çok büyük önemi vardır.
    Vücudumuzun çok önemli ihtiyacı olan omega 3’ü artırmak için kahvaltılarınıza ceviz veya fındık ekleyin. Ayrıca, taze meyve suyu veya meyve eklebilirsiniz...
  5. Kaliteli beslenin. Taze meyve ve sebze, balık, fındık ve yeşil çay mutlaka menünüzde bulunsun. Tatlı ve hamur işi gibi Karbonhidratları azaltın.
  6. Kalbinizi koruyun ve güçlendirin: B vitamini, Magnezyum ve çinko almayı ihmal etmeyin. Havuç, Lahana, avokado, fındık ve sarımsağı mutfağınızdan eksik etmeyin.
  7. Şeker, tuz ve unlu maddelerden uzak durun. Şeker tüketimini kesinlikle azaltın veya tamamen kaldırın.
  8. Yemekten sonra tatlıyı kesinlikle yemeyin. Tok karnına tatlı çok zararlıdır
  9. Haftanın birkaç günü balık yiyin.
  10. Her gün kabuklarıyla birlikte bir adet elma yiyin.
  11. Tam tahıl ve lifli yiyecekler yemeyi ihmal etmeyin. Lif sindirim yolundaki kalıntıları temizleyerek sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar. Besinler lifler sayesinde vücut tarafından daha kolay ve etkin bir şekilde emilir. Elma ve havuçta bulunan ve çözünebilir bir lif olan “pektin” adlı madde vücut için çok önemlidir. Pektin kurşun gibi ağır maddelerin sindirim sistemine girmesine engel olur.Pektin’in bir başka yararı da posa haline gelen gıdaların vücuttan çıkışını kolaylaştırır ve zehirli maddelerin bağırsak tarafından emilimini engeller.
  12. Günde üç öğünden fazla yemek yemeyin.
  13. Öğünler arasında en az 4-5 saat geçmesine dikkat edin. ”Sık sık az yiyin” tavsiyesi yanlıştır ve sağlığınıza zarar verir. Sık yemek, pankreasın sürekli olarak insülin üretmesine ve devamlı çalışmasına neden olur. Bu yüzden yağlarınızı eritecek ve enerjiye çevirecek bir çeşit zayıflatma hormonu olan leptin devreye giremez. Bu yüzden karaciğeriniz yağlanır ve buna bağlı olarak da vücudumuz yağlanır; kolesterolümüz de artar. Leptin hormonunu iştahı kapatan, yağları yakan hormon, İnsülin hormonunu da acıktıran ve yağları depo eden hormon olarak düşünebilirsiniz.
  14. Öğünler arası bir şey yemeyin ve içmeyin. Limon sıkılmış su, limonlu, şekersiz çay ve ayran gibi karbonhidrat içermeyen besinler az miktarda alınabilir.
  15. Meyveleri kabuklarıyla yiyin. Kabuklu meyve yemenin dişlere ve vücudumuza faydaları var…
  16. Günlük sütü güvenilir yerlerden alın ve yoğurdunuzu evde yapın.
  17. Sebze ve meyvelerinizi sirkeli ya da klorlu suda 15-20 dakika bekletin. Sonra iyice yıkayarak hijyenik olmasını sağlayın.
  18. Ayçiçeği ve mısırözü yağlarını kızartmalarda ve yemeklerinizde kullanmayın.
  19. Yemeklerde doğal Hindistan cevizi yağı, sızma zeytinyağı ve tereyağı kullanın.
  20. Haftada en az bir kez kırmızı et yiyin.
  21. Yağsız veya az yağlı süt ürünlerini tercih edin.
  22. Yüksek ısı görmüş, trans yağlarla yapılan paketli gıdalardan uzak durun.
  23. Yemeklerinize en az yarım bardak protein ve lif oranı yüksek olan, ama yağ ve karbonhidratı düşük fasulye ve diğer baklagiller ilave edin.
  24. Kutulanmış ve şişelenmiş meyve sularından uzak durun. Taze sıkılmış meyve suyu içilebilir; ancak meyvenin kendisini yemeniz daha yararlı olur.
  25. Ispanak, domates, brokoli, karnabahar, pancar, havuç, maydanoz gibi renkli sebzeler yiyin. Bu sebzeler antioksidan olduğundan vücudu korur ve yaşlanmayı da önler.
  26. Her zaman az yemek yiyerek midenizin çalışmasına yardımcı olun. Midemiz hızlı yediğimiz için doyduğunu beyine geç haber verdiğinden fazla yemek yeriz ve midenin rahat çalışmasını önlemiş oluruz. Aşırı dolu mide, çalışmakta zorluk çeker ve sağlığımıza çok zarar verir.
  27. Yavaş yavaş yiyin ve lokmanızı ağzınızda uzun uzun çiğneyin; dişlerin görevini mideye yüklemeyin. Hızlı yediğiniz zaman midemize aşırı bir yük biner ve midenin doğru çalışmasını engellemiş olursunuz.
  28. Salatalarınızda zeytinyağı, sirke ve limon kullanın.
  29. Her öğünde yüzde 40 – 50 karbonhidrat, yüzde 25 - 35 protein ve yüzde 20 - 30 yağ oranını korumaya çalışın. Her öğünde az miktarda kepekli ve lifli ekmek yiyin. Yaş mayayla yapılmış tam buğday ekmeği tavsiye edilir… Tamamen ekmek yememek doğru bir beslenme şekli değildir.Ekmek, temel karbonhidrattır ve de günlük beslenmemizde yüzde 40 – 50 arası karbonhidrat almak zorundayız.
    Karbonhidrat almadığımızda vücudumuz kasları enerji kaynağı olarak kullanır. Bu durum ise sağlığımız için tehlike oluşturur.
    Kasların enerji kaynağı olarak kullanılmaması için her gün yeterli miktarda ekmek ya da ekmek yerine geçebilecek karbonhidratlı besinleri tüketmek zorundayız. Vücudumuza enerji veren üç temel besin vardır. Bu besinler karbonhidrat, protein ve yağdır.
    Ekmek yerine pilav veya makarna da yenilebilir. Ama, bunların yerine ekmeği seçerseniz; daha fazla lif, B vitamini ve mineral alırsınız. Tok kalma süreniz uzar, üstelik ekmek yağ içermez.
    Tam buğday Ekmeği içinde E ve B Vitaminleri diğer ekmeklere göre daha zengindir. Ekmek, Kalsiyum, Demir ve Çinko içerir. Tokluk hissi verir. Kan şekerini hızlı yükseltmez. Şeker hastalığını kontrol altında tutmaya, kan basıncının ve kolesterolün yükselmesini önlemeye, bağırsakları rahatlatıp kabızlığı gidermeye, kalın bağırsak kanseri riskini azaltmaya ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Antioksidan değeri yüksektir. Yaşlanmanın yavaşlamasına da yardımcı olur.
  30. Geni değiştirilmiş, hormonlu ve suni gübreyle yetiştirilmiş gıdalardan uzak durun.
  31. Açık havada otla beslenen doğal hayvan etlerini, serbest dolaşan tavuk ve rastgele amatörce tutulan balık etlerini tercih edin.
  32. Çay ve kahvenize kesinlikle şeker atmayın. Gerekirse, az olmak kaydıyla glisemik indeksi düşük meyve kurusu kullanılabilir.
  33. Kola gibi asitli ve tatlandırılmış meyve sularından da uzak durun. Midenizin asit dengesini etkileyecek yiyecek ve içecekler kullanmayın. Midemiz yediklerimizi ve içtiklerimizi ayrıştırıp vücudumuza yararlı hale getirebilmesi için birkaç tür salgı üretir. Bunlar, sindirim enzimleri, hormonlar, hidroklorik asit gibi sıvılardır. Bu yüzden dışarıdan yapılan müdahaleler midemizin dengesini bozar.
    Günümüzde birçok insanın mide rahatsızlığı, doğal olmayan gıdaları yemeleri, asitli maddeleri içmeleri, hızlı ve aşırı yeme alışkanlığı yüzündendir.
  34. Yemeği kısık ateşte pişirin.
  35. Kesinlikle alkol kullanmayın. Alkol, kan şekerini yükseltir; insülin ve leptin direncini tetikler, beyin, kalp ve karaciğeri tahrip eder.
  36. Karbonhidratlı gıdaları azaltın, karbonhidratlı gıdalar trigliserid denen kan yağlarını yükseltir. Kolesterolünüz de artırır.
  37. Doğal olan, serbest dolaşan, özgür tavukların yumurtalarını yiyin. Ancak bu yumurtalar, zararlı yağ olan trans yağa dönüşmesin diye az pişirilerek yenmeli.
  38. Kızartmalarda kullanılan ayçiçeği ve mısırözü yağı yüksek ısıda trans yağa dönüşür. Trans yağlar vücudumuz için en tehlikeli olan yağlardır. Karaciğerin yağlanmasına neden olan bu yağlar kan yağlarını da yükseltirler. Kalp, damar hastalıkları, felç ve kansere de neden olurlar…
  39. Doğal besinleri ve ev yemeklerini tercih edin. Mecbur kalmadıkça dışarıda yemek yemeyin...
  40. Yemeklere atılan tuzu azaltın. Yiyeceklerin çoğunda zaten tuz mevcuttur.
  41. Fastfood yiyeceklerden uzak durun.
  42. Baharatlı gıdalar yiyin.
  43. Yağda kızartılan yiyeceklerden uzak durun. Özellikle Yağda kızartılmış patates gibi gıda maddeleri yemeyin. Kızartmaların zararı yanında patatesin glisemik indeksi de yüksektir.
  44. Sabah ve öğle yemeğinin kuvvetli yapın; akşam yemeğinin hafif olmasına dikkat edin.
  45. Sakız çiğnemeyin. Sakız, sindirim sistemini olumsuz etkilemektedir.
  46. Katkı maddeli, uzun ömürlü yiyecek ve içecekler almayın.
  47. Şekerli maddeler yemeyin. Şeker, dişleri çürüttüğü gibi karaciğerimizin yağlanmasına ve sağlığımızın bozulmasına da sebep olur.
  48. İşlenmiş, muamele görmüş paketli gıdalardan uzak durun. Paketli veya şişeli koruyucu katılarak uzun ömürlü yapılmış ve işlem görmüş yiyecek ve içecekler almayın.
  49. Akşam belli bir saatte yemeyi kesin ve gece yemek yemeyin.
  50. Tok karnına yatmayın. Şayet açsanız çok küçük bir kâse yoğurt, tahıl gevreği veya çok az meyve alabilirsiniz.
  51. Bisküvi, kurabiye, kek, çikolata, şeker gibi tatlı gıdalar yemeyin. Özellikle, tatlılar insülin dengesini bozarak sağlığımızı tehlikeye sokarlar.Bu durum, aynı zamanda kilo almayı artırıcı ve vermeyi zorlaştırıcı bir etkendir. İnsülin direnci kırılmadan kilo verilmesi de mümkün olamaz.
  52. Tatlı gıdalar, Patates, beyaz ekmek, beyaz pirinç, beyaz şeker, işlenmiş meyve suları, muz, krakerler, mısır cipsi, mısır gevreği, dondurma, çavdar ekmeği gibi glisemik indeksi yüksek bu gıdalardan uzak durun.
  53. Mısırdan elde edilen fruktoz ihtiva eden, mısır şurubundan yapılan ürünleri almayın. Meyve suları, asitli içecekler ve de bütün hazır gıdalarda kek, bisküvi, çikolata, şekerleme, baklava, tatlı türleri, tüm jöle ürünler ve benzerlerinde mısır şurubu yaygın olarak kullanılmaktadır.Besin üreticilerinin çoğu ucuz olduğu için normal şeker yerine mısır şurubunu tercih etmektedir. Oysa bu uygulama insan sağlığına zarar vermektedir.
  54. Beslenmenize rehberlik edecek olan glisemik indeks sıralamasına dikkat ediniz. Glisemik indeksi daha düşük olan besinleri tercih etmeniz tavsiye ediliyor. Glisemik indeksi ne olursa olsun alınan gıdaların miktarının da az olmasına dikkat etmelisiniz.
  • SAĞLIĞIMIZ İÇİN YAŞAM ŞEKLİMİZDE YAPILMASI GEREKEN ALIŞKANLIKLAR
  1. Şehirlerden uzak muhitlerde oturun. Doğal gıda maddelerinden yeterince faydalanabilmeniz için temiz havaya ihtiyacınız var. Aksi takdirde, al yuvarlar akciğerlerden yeterince oksijen alamaz ve gıda yanması yeterli olamaz. Karbondioksit, karbon monoksit, kükürt dioksit, kurşun gibi zararlı maddelerin içinde bulunduğu kirlenmiş hava şehirlerde daha yoğundur. Ayrıca, şehirlerdeki yüksek binalar rüzgârları engellediği için hava kirlenmesi daha fazla olmaktadır. Gürültü, trafik ve radyasyon yoğunluğunu da eklediğimizde stres ve sağlık sorunlarımızın şehirlerde artması kaçınılmazdır.
  2. Akciğerlerinizi tam kapasiteyle çalıştırmak için nefes alma egzersizleri yapın. İnsanların çoğu doğru nefes almasını bilmez ve aldığı hava miktarı ciğerinin ancak 2/3’si kadar olduğundan vücuduna az oksijen gider ve vücut sağlığı riske girer. Karnınızı şişirerek, diyaframdan nefes alın ve akciğerinizin 3/3’ünü havayla doldurun.
  3. Gün içerisinde daha çok ayakta durmaya ve her gün en az 30 dakika yürümeye çalışın.
  4. Asansöre binmeyin, merdivenleri kullanın. Bu fiziki antrenman vücudunuz için bir egzersiz oluşturur.
  5. Her gün şınav, mekik, yoga, namaz, çevreyi dolaşmak, merdivenden inip çıkmak ve benzeri egzersizler yapın.
  6. Her gün on - on beş dakika da olsa güneşin zayıf anlarında gün ışığına çıkın. Vücudunuzun D vitaminine ihtiyacı var...
  7. Uzun zaman güneşte durmayın. Güneş altına çıktığınızda vücudunuzu korumaya çalışın. Güneş ışınları cildin kendini yenileme sisteminin çalışmasına zarar vermekte ve böylece deri kanseri oluşumu riskini arttırmaktadır. Güneşten gelen ultraviyole ışınları kanser yaptığı gibi cildimizin yaşlanmasına da yol açar. Güneş aynı zamanda gözlerimize ve DNA‘mıza hasar verir. Güneş, vücudumuzun bağışıklık sistemini de bozar. Güneş ışınları sadece cilt hücrelerinize zarar vermez, cildinizin ana destekleri olan kalojen ve elastik lifleri de bozar. Bu yüzden gölgede güneş ışığı almak daha uygundur.

    GÜNEŞLE İLGİLİ TAVSİYELER :

      • Yazın güneş ışınlarının en dik olarak geldiği ve en çok zararlı ışın içeren 10.00 ile 17.00 saatleri arasında güneşe çıkmayın.
      • Güneşe çıkarken olabildiğince cildi güneş ışığından koruyabilecek, ışığı yansıtan beyaz giysiler giyin.
      • Güneşe çıkarken mutlaka Ultraviyole ışığı geçirmeyen nitelikte güneş gözlüğü kullanın.
      • Geniş siperli şapka veya şemsiye kullanın.
      • Yüksek faktörlü güneşten koruyucu kremler kullanılabilir. Beyaz tenliler için 50 faktör, diğerleri için daha düşük olabilir. Bu kremlerin de ultraviyole ışığı geçirmeyen nitelikte olması önemlidir. Ayrıca güneş koruyucu kremler ancak 2.5 - 3 saat cildimizi güneşten koruyabilir.
      • Sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram yoktur. Bronzlaşmak zaten vücudun güneş ışınlarına verdiği bir tepkidir. Bronzlaşmak adına saatlerce güneş altında kalınmamalıdır.
      • Solaryumdan uzak durun. Teniniz koyulaştıkça kansere ve deri yaşlanmasına aday olmuş olursunuz.
    • Göz ve beden sağlığınız için televizyon ve bilgisayar karşısında uzun zaman durmayın. İskelet sisteminizi deforme etmeden korumalısınız. Vücudunuz bütün gün Televizyon veya bilgisayar başında oturmak için tasarlanmadı. Oturduğunuz yerden kalkıp, hareket etmelisiniz.
    • Haftada bir kez hafif ağırlıklarla bütün vücut kaslarını güçlendirme egzersizleri yapın.
    • Her gün kendinize fiziksel çalışma yapacak bir meşgale bulun.
    • Stres her türlü hastalığa yol açar. Stresiz bir hayat için maneviyata sarılın. Dua edin, meditasyon yapın, namaz kılın, pozitif düşünün. Stresiniz yüksek olduğunda gözlerinizi 1,5 - 2 dakika kapatıp, derin nefes alın ve huzurlu bir yer hayal edin.
    • Gün içinde birkaç kez gülümseyin.
    • Fırsat buldukça beyninizi çalıştıracak bulmaca çözün; satranç, tavla, yap-boz gibi oyunlar oynayın.
    • Yaşınız ne olursa olsun kendinizi genç hissedin.
    • Bazı günler televizyon, cep telefonu ve internet kullanmayın.
    • Sigarayı kesinlikle bırakın. Sigara uzun vadede sağlığınıza çok büyük zarar verir. Her sene bir bardak dolusu sigara katranın vücudunuza girmesi çok büyük tehlike oluşturmaktadır. Yaklaşık 4 bin çeşit zehir taşıyan sigara ciğerlerinizi tahrip eder ve sizi yeterli oksijenden yoksun bırakır. Sigara sadece ciğerlerinizi tahrip etmez, vücudunuzun bütününü tehlikeye sokan sinsi bir düşmandır. Sigaradan dolayı uzuvları kesilenler haricinde, Türkiye’de senede 120 bin insan sigara içtiği için ölmektedir. Dünyada ise her sene 5 milyon insan sigara nedeniyle ölüyor.
    • Kilonuza dikkat edin. Her fazla kilo, sağlığınızı tehdit eder ve eklemleriniz üzerinde gereksiz bir yük bırakır.
    • Arada bir oruç tutun; vücudunuzdaki organları dinlendirin. Aynı zamanda mideye bir şey gitmediği için insülin üretimi de duracaktır. Böylece leptin hormonunun devreye girerek yağlarınızın eritilmesi de sağlanmış olacaktır.
    • Formunuzu koruyun. Yüzmek ve yürümek asla ihmal edilmemesi gereken egzersizlerdir.
    • Tansiyonunuzu takip edin. Tuz, aşırı kilo ve stres, tansiyon riskini artıran faktörlerdir.
    • Kulaklıktan yüksek tonda müzik dinlemeyin; işitme kaybına yol açar.
    • Elektronik cihazlardan uzak durun. Cep telefonuyla konuşurken, kulaklıkla konuşun ve konuşmalarınızı 25 saniye içinde bitirin.
    • Dişlerinizi günde en az iki kez fırçalayın. Daha fazla beyazlatan macunları almayın. Daha fazla beyazlatmak, dişlerinizin yıpranmasına yol açar. Özellikle, Kuvars, kum ve çakmak taşında bulunan kristalize bir bileşenden elde edilen katkılar çok tehlikelidir… Mümkün mertebe sade ve doğal diş macunlarını tercih edin. Çocukların daha küçük yaşlarda dişlerinin çürümesinin en büyük sebebi şekerli yiyecekleri yemeleridir. Çocuklarınızı sevindirmek için şeker ve şekerli çikolatalar almayın. Ayrıca, dişlerin kuvvetlenmesi ve daha dayanıklı olması için çocukluktan itibaren sert ve şekersiz maddelerin yenilmesi gerekiyor.
    • Yalınayak toprağa basın.
    • Her gün aynı saatte yatın ve her gün aynı saatte kalkın.
    • Uyuduğunuz odanın karanlık olmasına dikkat edin ve uyurken odanızdaki elektrikli bütün cihazları kapatın.
    • Yatağınızı iyi seçin. Ömrümüzün büyük bir kısmını yatakta geçirmekteyiz. Bu bakımdan yatak seçimi sağlığımız için çok önemlidir. İnsan vücudu için ideal yatak, kişinin vücudunun doğal kıvrımlarına uyum sağlamalı ve vücudu her noktadan desteklemelidir. Bu desteği verirken de kan dolaşımını olumsuz etkileyecek baskı noktalarının oluşmasını engellemelidir. Ağırlığınız yatağa eşit dağılmalıdır. Düz ve sert bir yatakta omuz ve kalçanız yatağa daha fazla baskı yaparak ağırlık verdiğinden vücudunuzla yatak arasında boşluklar oluşur. Bu boşlukların doldurularak, vücudun her noktadan desteklenmesi vücut üzerinde eşit bir yük dağılımı sağlamalıdır.

      Aynen bir kayağın kar yüzeyine vücut ağırlığını yayarak karın üstünde batmadan kalması gibi… Visco (visko) yataklar vücudumuzun ağırlığını eşit olarak yatağımıza dağıtmaları açısından uygun bir yataktır. Sağlık sorunları olanlar ise uygun yatak tipini kendine göre seçmelidir.

    • Doğaya daha fazla zaman ayırmaya çalışın ve mümkünse şehir dışında yaşayın.
    • İlaç kullanımını en aza indirin.
    • Mümkün mertebe ayakta durun, fazla oturmayın. Kendinize fiziki meşguliyetler bulun; kendi işinizi kendiniz yapın.
    • Mutlu olmaya çalışın. Mutlu olmayı başarabildiğiniz ölçüde, vücut sağlığınız da iyileşir.
    • Kendinize uygun arkadaşlarınızla zaman geçirin.
    • Stresli, sinirli ve bencil insanlardan uzak durun.
    • Paylaşan bir insan olmaya çalışın. Hayır yapın ve daima veren el olun.
    • Kin ve öfkeden arının. Diğer insanları da af etmesini bilin.
    • Her gün bir miktar kitap okuyun.
    • Tok karnına spor ve banyo yapmayın.
    • Soğuk duş alın. Soğuk duş, kan dolaşımınıza yardımcı olur.
    • Temizliğinden emin olmadığınız havuz veya deniz suyuna girmeyin.
    • Jel ve şampuan kullanmayın. Banyo ve lavabolarınızda katkısız doğal sabun kullanın.
    • Parfümler kimyasaldır, uzak durun.
    • Günde bir kez büyük abdeste çıkmak, sağlığınız için önemlidir. Alaturka tuvaletler tercih edilmelidir. Doğal olan, çömelerek tuvalet ihtiyacını gidermektir. Alaturka tuvalet uygulamasında dizler karın bölgesi üzerine baskı yaparak daha rahat ve tam boşalmayı sağlar.Bu tuvaletler doğal hayata en uygun olanlarıdır.Uzmanlar, alaturka tuvaletlerin kabızlık, reflü ve hemoroit gibi hastalıkların azaltmasına da fayda sağladığını belirtiyor.
    • Sentetik ürünler kullanmayın. Petrol ürünlerinin tümü sağlığımıza zarar verir. Pamuklu, yünlü ve doğal deriyle yapılmış eşyaları tercih edin.Sivri burun ve topuklu ayakkabılar giymeyin. Ayak şekline uygun geniş ve yumuşak ayakkabıları tercih edin.
    • Plastik, lastik, teflon, alüminyum ürünlerden uzak durun. Paslanmaz çelik, porselen ve cam mutfak eşyaları kullanın.
    • Ev içerisinde ayakkabı giymeyin. Evinize dışarıdan mikrop taşımayın, Eve girdiğinizde ellerinizi sabunla yıkayın.
    • Aşırı fiziksel çalışmadan kaçının. Hayatınızdaki yoğunluğu kaldırın.
    • Günü üçe bölün. 8 saat ekonomi için çalışın, 8 saat uyku ve istirahate zaman ayırın. Geri kalan 8 saati ise sosyal ve kültürel faaliyetlerinize ayırın.

sayfa başına dönüş