yuva

 

 

 

yuva


raşit anaral'ın eserleri

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                   

                           EVRENİN KIBLEGÂHI

Bir başlangıç daha düşmek için insanlık tarihine,
Hz. İbrahim ki küçücük İsmail'i bırakıyor, Hacer' in ellerine.
Hacer, çaresizlik içinde sesleniyor, Allah'ın peygamberine,
Bizi neden bırakıyorsun, Allah'ın bu ıssız vadisine ?

Ağır ağır uzaklaşıyor, Allah'ın elçisi; lakin cevap vermiyor zevcesine.
Allah mı emretti, diyor Hacer; teslim olurken gizemli müstakbel kaderine.
Evet,diyerek cevaplıyor ve rahatlıyor; Hz.İhrahim, bu soruyu beklercesine.
Öyleyse,git ! Allah bizi korur diyor Hacer; güvenerek Allah'ın merhametine.

Üç beş hurma, birazcık su ve korkuyla denenecekti Hacer ana, yalnız başına.
Razı olmuştu vefakâr kadın, süt emen bebeğiyle meçhul kaderine.
Gündüz bile korkulan ıssız bu yerin, dayanmalıydı korkunç gecelerine.
Kıyamete kadar anılacaktı Hacer kadın, ulaşırken imanın zirvesine.

Su bitmiş, çocuk ağlıyor. Bir umutla, Hacer Ana koşuyor, Safâ Tepesi'ne.
Çaresiz dönüyor, tırmanıyor belki Merve Tepesi yetişir diye imdadına.
Tam yedi kez gidip geliyor, nihayet dönüyor oğlu ismail'in yanıbaşına
Biçare ananın gözyaşları dökülüyor, Mekke'nin siyah volkanik kayalıklarına.

Kulun uğraşı bitmiş, sonucu kalmış Allah' ın takdirine.
Hacer Ana, İsmaili'yle çıkmıştır, tarihi oyunun ilk sahnesine.
Nihayet, Allah'ın yardımı gelmiş, Zemzem fışkırıyor, İsmail'in topuğunun dibine.
Zamanı geldi, ya ihrahim! Artık, kur Kâbe'yi evrenin kıblegâhına

 

 

 

Next

( şiirin telif hakkı yazara aittir )